Mustafa Kemal - Cinayet Kavramı
Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor, ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu cinayet sayılır mı?
Gözünüzün önüne şunu getirin: Bir gün her zamanki gibi evden işe gidiyorsunuz ya da işten eve geliyorsunuz. Birden hiç hoşlanmadığınız hatta nefret ettiğiniz birinin potansiyel olarak tehlikeli bir durumda olduğunu ve bir şey yaparsanız ikinizin de olaydan zarar görmeden çıkacağını görüyorsunuz. Bu kişi nefret ettiğiniz her kimse olabilir, patronunuz, bir akrabanız, sizi sürekli kışkırtan iş "arkadaşınız", ya da beğenmediğiniz bir siyasi figür. Bu durumda ne yaparsınız? Eğer yeterince nefret ediyorsanız muhtemelen hiçbir şey yapmayıp bu tehlikeli hatta potansiyel olarak ölümcül kazaya uğramasına göz yumarsınız. Çünkü bazı insanlar gerçekten bunu hak ediyor değil mi? Sonuçta siz bir insanı sevmiyorsanız onun dünyaya hiçbir yararı yoktur değil mi? Şimdi konudan biraz uzaklaşmaya başladım ama. Burada ana tartışma konumuz bunun bir cinayet sayılıp sayılmadığı idi. Normalde, orijinal olarak bu başlıkta yer alan Mehmet gerçekten kör olsaydı, Türk Ceza Kanunu'nun 98. maddesindeki yasaya göre "Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmemek" ten dolayı hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilirsiniz. Ancak kasten öldürme suçu altında böyle bir madde yer almadığından yasal olarak cinayet sayılmaz. Tabii, burada önemli olan yasal olarak sayılmasından çok bu davranışın ahlaki olarak cinayet sayılıp sayılmaması. Mükemmel bir dünyada bir düşünce ölçer olsaydı bu davranışı yapan insanın gerçekten kurbanı öldürmek istediğini öğrenip kesin bir yargıya varabilirdik. Ancak gerçek dünyada bir insanın kafasına giremediğimiz için gerçekten ne düşündüğünden asla tam olarak emin olamayız. Bu da bunun gerçekten bir cinayet olup olmadığına karar vermeyi çok zor hale getirebiliyor. Yine de bence çoğu durumda bu cinayet sayılır. Çünkü kısacası birinin hayatı elimizde, ve biz de küçük bir şey yapıp onun ölmesine engel olabilecekken onu "öldürüyor"uz. Bu da bir çok başka soru doğuruyor, mesela: Bu kişi gerçekten ölmeyi hak ediyor muydu, ediyorduysa, bu kararı kim neye göre veriyor...
Eğer ben böyle bir şey yapsaydım kesinlikle kendimi bir katil sayardım. Ama bundan pişmanlık duyar mıydım? İşte o ayrı bir soru. Benim açımdan bu insanın dünyaya zarardan başka sunabileceği bir şey yoktu. Ama belki de Mehmet aslında göründüğü kadar kötü bir insan değildi, ve ben sadece onun bir yüzünü, kötü olan yüzünü, gördüm. Bu karar benim sahip olduğum sınırlı bilgiyle oldukça haklı gibi görünmüştü bana.
Mustafa Kemal Avcı 11-A 337
Bence çok güzel bir yazı olmuş sahsen ben çok beyendim sende iş var
ReplyDelete